PROJE KÜNYESİ
[EN] Europe’s Play Route: Explore, Learn, Produce
Avrupa’yı Keşfet Programı (KA155-YOU)
PROJENİN HİKAYESİ
Vizyoner Kadınlar Derneği DiscoverEU Inclusion desteğiyle hayata geçirdiği bu proje ile sosyal ve ekonomik açıdan daha az fırsata sahip gençlere ufuk açıcı bir Avrupa deneyimi sunmayı hedefledi. “Avrupa’nın Oyun Rotası: Keşfet, Öğren, Üret” projesi adındaki oyun ve keşif ruhunu gerçek bir seyahat macerasına dönüştürdü. Projenin temel amacı katılımcı gençlerin Avrupa farkındalığını artırmak, farklı kültürlerle etkileşime girmelerini sağlamak ve onlara kapsayıcı bir seyahat deneyimi yaşatmaktı. Hedef kitlesi olan dezavantajlı gençler bu sayede ilk defa yurt dışına çıkma ve Avrupa’nın kültürel zenginliğini ilk elden keşfetme şansına eriştiler. Proje hikayesi gençlerin birlikte yola çıkıp birbirlerinden öğrenerek Avrupa’nın ortak değerlerini ve çeşitliliğini deneyimlemeleri üzerine kuruluydu. Bu vizyoner yaklaşım sayesinde katılımcılar sadece yeni yerler görmekle kalmayıp kendilerini keşfetme ve yetkinliklerini geliştirme imkanı da buldular.
UYGULAMA SÜRECİ VE FAALİYETLER
Proje kapsamındaki faaliyetler iki ayrı grup halinde düzenlenen kültürel keşif seyahatleri olarak gerçekleşti. Gençler iki farklı dönemde Avrupa’nın kalbine doğru yola çıkarak unutulmaz bir deneyim yaşadılar. İlk grup ve ikinci grup farklı tarihlerde benzer rotalar izleyerek kültürel mirasın izini sürdü. Bu seyahatler her bir katılımcının birer “keşifçi” gibi Avrupa şehirlerinde dolaştığı tarih ve kültürle iç içe hikayelere dönüştü.
İlk durak olarak İstanbul’dan Budapeşte’ye uzanan yolculuk daha uçakta başlayan bir heyecanla başladı. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye varan gençler Tuna Nehri kıyısında gün batımını izlerken kentin büyüleyici silüetiyle tanıştılar. Akşam saatlerinde Parlamento Binası’nın ışıkları altında yapılan yürüyüşler ve tarihi Váci Utca caddesinin hareketli atmosferi onlara Avrupa’nın kültürel dokusunu hissettirdi. Ertesi gün Buda tarafına geçen grup Buda Kalesi’nin avlularında geçmişin izlerini sürdü; Balıkçı Tabyası ve Matthias Kilisesi çevresinde şehrin masalsı manzarasına tanık oldu. Budapeşte’nin hem tarihi hem modern yüzüyle etkileşime giren gençler farklı bir Avrupa kentine doğru yola çıkmaya hazırdı.
Macaristan’da sıradaki durak başkentten uzakta bambaşka bir deneyim sunan Debrecen oldu. Gençler sabah erken saatte trene binerek düzlüklerin arasından geçip ülkenin ikinci büyük kentine ulaştılar. Debrecen’de şehrin simgesi Büyük Reform Kilisesi’ni ve geniş Kossuth Meydanı’nı keşfettiler; ardından Nagyerdei Parkı’nda doğayla iç içe huzurlu anlar yaşadılar. Bu küçük ve sakin şehir gençlere Avrupa’nın yalnızca metropollerden ibaret olmadığını farklı ölçeklerde de zengin kültürel deneyimler barındırdığını gösterdi. Öğleden sonra tekrar yola çıkan grup bu kez rotasını batıya çevirerek bir sonraki durağa ilerledi.
Tren rayları üzerinde geçen keyifli saatlerin sonunda Avusturya’nın zarif başkenti Viyana gençleri karşıladı. Viyana’da kültür ve tarihin görkemi her adımda hissediliyordu. Katılımcılar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehrin kalbinde yer alan Aziz Stefan Katedrali (Stephansdom)’nin ihtişamına hayran kalarak gezilerine başladılar. Ünlü Kärntner Caddesi boyunca yürürken sokak müzisyenlerinin ezgileri ve tarihi binaların arasında Avrupa’nın sanat dolu ruhunu hissettiler. Gün içinde Hofburg Sarayı’nın muhteşem salonlarında imparatorluk tarihine tanıklık ettiler ve Opera Binası ile Heldenplatz çevresinde kentin asil geçmişine yolculuk yaptılar. Akşam saatlerinde ise Viyana’nın yaşayan ruhunu Rathausplatz ve Volksgarten civarında deneyimleyerek parkta gençlerle sohbet edip kültürel etkileşimi pekiştirdiler. Viyana katılımcılara hem geçmişin ihtişamını hem de modern Avrupa hayatının canlılığını bir arada sunan benzersiz bir durak oldu.
Bir sonraki macera Orta Avrupa’dan Doğu Avrupa’nın tarihi şehirlerine uzanıyordu. Avusturya’dan ayrılan grup Polonya’nın güneyine doğru uzun bir tren yolculuğuna çıkarak Kraków şehrine vardı. Kraków’da ilk olarak Avrupa’nın en büyük ortaçağ meydanlarından biri olan Rynek Główny’de (Ana Pazar Meydanı) adeta zaman içinde bir yolculuğa çıktılar. Meydandaki Sukiennice (Kumaş Çarşısı) ve tarihi St. Mary Bazilikası önünde toplanan kalabalıkların arasına karışarak kentin yaşayan tarihini hissettiler. Wawel Tepesi’ne tırmanıp Wawel Kraliyet Sarayı’nı ve yanında yükselen Wawel Katedrali’ni gezdiklerinde Polonya’nın kraliyet geçmişine dair canlı bir ders almış gibiydiler. Vistül Nehri kıyısında akşam yürüyüşü yaparak Kraków’a veda eden katılımcılar bu yolculuğun kendilerine kattığı derin anlamları düşünerek sonraki durağa hazırlandılar.
Son durak olarak Avrupa’nın kalbinde bir masal şehri andıran Prag seçilmişti. Gece treniyle varılan Prag sabahın erken saatlerinde sisler arasından silüetini gösterirken gençlere adeta bir kartpostal görüntüsü sundu. Eski Şehir Meydanı’nda rengarenk tarihi binaların arasında dolaşan grup dünyaca ünlü Astronomik Saat Kulesi’nin önünde zamanı unuttular. Ardından Charles Köprüsü (Karlův Most)’nden yürüyerek Vltava Nehri’nin iki yakasını birleştiren heykellerle süslü yolda geçmiş ile bugün arasında bağ kurdular. Prag Kalesi’ne doğru tırmanırken şehrin kırmızı çatıları ayaklarının altına serildi; kalenin içinde St. Vitus Katedrali’nin gotik ihtişamı ve Golden Lane (Altın Yol)’un büyülü atmosferiyle Orta Avrupa tarihini iliklerine kadar hissettiler. Son akşam Letná Parkı ve Petřín Tepesi’ne çıkarak Prag’ın ışıklarını kuşbakışı izleyen gençler Avrupa’da gerçekleştirdikleri bu büyük yolculuğun artık sonuna geldiklerini fark ettiler. Her biri geride bıraktıkları şehirlere ve edindikleri anılara veda etmekte zorlandı, ancak İstanbul’a dönerken yanlarında bambaşka bir bakış açısı ve unutulmaz hikâyeler getiriyorlardı.
Bu iki ayrı keşif gezisi katılımcılara sadece turistik bir gezi sunmakla kalmadı; aynı zamanda kendi hikayelerinin kahramanı olma fırsatı verdi. Her bir genç farklı bir ülkede, farklı bir kültürün parçası olarak kendini keşfetti. Seyahat boyunca karşılaşılan her yeni şehir ve insan proje faaliyetlerinin özünü oluşturan “öğrenme, keşfetme ve üretme” döngüsüne katkı sağladı. Gençler adeta bir oyunun içindeymişçesine etkileşimli, eğitici ve eğlenceli bir deneyim yaşadılar. Bu süreçte ürettikleri ise kendi gelişim hikayeleri ve geleceğe dair yeni vizyonlar oldu.
PROJE ÇIKTILARI
“Avrupa’nın Oyun Rotası” projesinin en önemli çıktıları somut bir ürün yerine gençlerin kazandığı kişisel ve sosyal gelişimler olarak öne çıktı. Her bir katılımcı yolculuk sonunda Avrupa kültürüne dair derin bir farkındalık ve Avrupa kimliği duygusu kazandı. Farklı ülkeleri ilk kez görmenin heyecanı gençlerin dünyaya bakışını genişletti ve onlara ait oldukları Avrupa ailesinin çeşitliliğini gösterdi. Bu sayede yabancı dil pratiğinden kültürlerarası iletişim becerilerine kadar pek çok alanda kendilerini geliştirdiler. Proje süresince birlikte seyahat eden gençler takım halinde hareket etme, sorunlarla başa çıkma ve karar alma konularında da tecrübe kazanarak özgüvenlerini pekiştirdiler.
Elde edilen bir diğer önemli sonuç sosyal içerme ve eşitlik adına atılan adımlar oldu. Dezavantajlı geçmişlere sahip bu gençler proje sayesinde coğrafi ve maddi engelleri aşarak akranlarıyla eşit şekilde Avrupa’yı deneyimleyebildiler. Her bir genç kendisini daha değerli ve topluma ait hissederek geri döndü. Farklı kültürlerden insanlarla kurdukları dostluklar ve diyaloglar önyargıları kırdı ve hoşgörü anlayışlarını güçlendirdi. Bu etkileşimler katılımcıların yalnızca seyahat süresince değil hayat boyu sürecek bir dayanışma ağı oluşturmalarına zemin hazırladı.
Proje sonunda tüm katılımcılara Youthpass sertifikaları takdim edildi. Bu belgeler gençlerin projede edindikleri bilgi, beceri ve yetkinliklerin birer tanınma aracı oldu. Katılımcılar Youthpass sayesinde öğrendiklerini yazılı hale getirip somutlaştırma fırsatı buldular. Özellikle iletişim becerileri, yabancı dil kullanımı, kültürel farkındalık, sorun çözme ve uyum sağlama gibi kazanımlar, sertifikalarda vurgulanan başlıca alanlardı. Bu sayede gençle ileride akademik veya profesyonel yaşamlarında bu deneyimi referans göstererek önemli bir avantaja sahip olacaklar.
Sonuç olarak “Avrupa’nın Oyun Rotası: Keşfet, Öğren, Üret” projesi katılımcı gençlerin hayatlarında ilham verici ve dönüştürücü bir etki yarattı. Gençler Avrupa’nın farklı köşelerini keşfederken aslında kendi potansiyellerini de keşfettiler. Proje sürdürülebilir bir etki yaratma hedefine ulaştı; zira bu gençler artık sadece birer gezgin değil, aynı zamanda yaşadıkları toplumda daha aktif, özgüvenli ve vizyoner bireyler olarak yolculuklarına devam ediyorlar.














































